banner17
Öne Çıkanlar Serkan Seyhan Başarılı spor adamı: Murat Durul bordür Gaspçı eskortlar polise yakalandı Körfez

Bu haber kez okundu.

Gazeteciliğe gazetecinin yaptığı habere emeğine saygı duyulmuyor.

Her şeye rağmen duruşumuz itibariyle doğrulardan yana haber yapmayı sürdürüyorum

 Körfez olay Gazetesi her şeyi yazabiliyorum, yazdıklarımdan birileri rahatsız oluyor diye sansür uygulamıyoruz. 

Ancak ülkenin içinde bulunduğu dönem itibariyle birçok gazeteci gibi bizim de otosansür yaptığımız durumlar maalesef yaşanıyor.

Ulusal basında yaşananların küçük ölçekli hali de yerel basında gerçekleşiyor. Sözcü gazetesi örneğinden bakınca oradaki haber tüm dünyayı ilgilendiriyor, kavga büyük, sonuçlar büyük, böyle olunca saldırının seviyesi de büyük oluyor. Yerel basında ise bu yaşananların bir prototipini yaşıyoruz. Yerel yönetimler büyük bütçeleri yönetiyorlar eğer bütçelerin yönetilmesine dair sürekliliklerine zarar verebilecek haberler yapılıyorsa yerel gazete ve gazetecilere yerel yönetim tarafından çeşitli baskılar uygulanıyor. Biz karşılaşmasak da bazı meslektaşlarımız dava tehdit ya da şiddet vesilesiyle susturulmak isteniyor. 

Belediyelerin hoşlarına gitmeyen bir habere karşılık ilk tercih ettikleri yöntem, yerel gazetelere verdikleri reklamı kesmek oluyor. Bu çok yaygın bir yöntem, bize de uygulandı. Hatta bazen aynı partiden olan diğer belediyeleri de devreye sokarak ekonomik ambargo uyguluyorlar. Hangi siyasi parti olursa olsun fark etmiyor, gazetelerin iktidarlarına zarar verebilecek haberler yapmasını engellemek için baskı uyguluyorlar. Sadece partisine göre, uygulanan baskının şiddeti ve yöntemleri değişebiliyor.

Yerel gazeteciliğin zorluklarının yanı sıra piyasa baskısı, ekonomik şartlar ve hukuk dışı uygulamalarla da yüz yüzeyiz

Bunu tam anlamıyla yapabildiğimizi söylemek doğru olmaz ama kendimizi muhalif bir gazete olarak görüyorum. İktidarın KOCAELİ “fethetmeye” yönelik siyasi, ekonomik baskıları ve projeleri var. Öncelikle bu duruma bir tavır alan, mücadele eden, kenti savunan, direnç oluşturanların sözünü birleştirmeye yönelik çaba gösteriyorum. Muhalif tutumumuzu ilk önce sivri uca, yani siyasi iktidara yönlendirme gayretim var.

Bununla birlikte yerelde de başka bir siyasi partinin iktidarı var. Kocaeli ’de toplumun yararına görünmeyen işler yaptığına tanıklık etiğim bir belediye olunca da haberini yapmaktan geri durmuyorum. Siyasi iktidar hunharca “saldırırken” bunu görmeyip tüm sorumluluk yerel yönetimdeymiş gibi davranmak da doğru değil. Yaşanan süreçleri gözeterek gazetecilik yapmayı daha doğru buluyorum. 

Toplumun taleplerini yerel yöneticilere ulaştırma anlamında haber yaparak baskı oluşturmaya çalışıyorum.

31.05.2020 ayında bir haber yüzünden gözaltına alındım

Sosyal medya hesabımdan Haber yayınladıktan iki gün sonra polis geldi.Arama yapmayacaklarını, söyleyerek sonrasında gözaltında kaldıktan sonra savcılığa çıkartıldım. Yaptığım bir haberden dolayı gözaltına alınmış olmak, benim için onur verici bir durum. 

Dava süreci devam ediyor, sürecin nasıl sonuçlanacağını ise bilmiyorum

Sonrasında gelen dayanışma mesajları, telefonlar, ziyaretler bizi güçlü kıldı. Gözaltı haberini paylaştığımız andan itibaren dostlarım yalnız bırakmadılar.

 “Gerçekleri haber yapmayacaksınız yoksa başınıza bunlar gelir” mesajı verildi. Bu dava, Türkiye’de basın özgürlüğünün nasıl yok sayıldığını gösteren ciddi bir dava oldu. 

Basını elbette ciddiye alıyorlar ve susturmak için hukuk dışı davalar, uydurma delillerle tutuklamalar yaparak gazetecileri korkutmaya çalışıyorlar. Elbette biz gazeteciler, dolayısıyla da okurlar bu yaşananlardan olumsuz etkileniyor.

Bu durumla dalga da geçiyorum. İçinden geçtiğimiz süreç gazetecileri her yerden sıkıştırıyor, ister istemez kendinizi koruma altına alma ihtiyacı hissediyorsunuz. Bu da bizleri  zorluyor. Yaratılan bu korku atmosferini aşmak için gerçekleri yazmaya devam etmekten başka şansımız yok.

Son gözaltı sürecinde de fark ettim ki, etrafımızdaki pek çok insan bize daha yumuşak, temkinli yazmamız için telkinlerde bulunuyor. Gözaltına alınan bir gazeteci, sanatçı ya da aktivist tek başına gözaltına alınmıyor aslında. Etkisi, o kişiyi tanıyan insanlara da sirayet ediyor. Böylece toplumun geniş bir kesimi otosansür uygulamaya ikna olmuş oluyor.

İddialı cümleler kurmak istemem ama buna dair en çarpıcı örnek bana göre

Ayşe Öğretmen’in bir TV programında “Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın”dediği için bebeğiyle beraber hapse girmesine de aynı tepkiyi verebilirdik. Başta öğretmenler, kadınlar ve hepimiz TV ve radyolara bağlanarak ya da sosyal medya hesaplarımızdan canlı yayın yaparak aynı cümleleri kurabilirdik. Bunu yapabilirsek ifade özgürlüğünün alanlarını genişletebilir ve insani talepleri suç olmaktan çıkartabiliriz.

Muhalif kesimin sesini duyurabildiği mecralar çok az, var olanların da ulaşılabilirlikleri çok az. İktidarın ele geçirdiği ve dönüştürdüğü bu medyaya karşılık insanların seslerini duyurabildiği az sayıda mecradan olarak özgür gazetecilik yapmak için mücadele etmeye devam edeceğim

Bunun için de ilk önce baskıları yaratan, özgürlükleri kısıtlayan iktidarın politikalarını eleştirmekten çekinmemek gerekiyor. Sonrası örgütlü mücadele ile siyasal iklimin değişmesine katkıda bulunmak, demokrasinin tam anlamıyla oturmasını sağlamak için çabalamaktayım

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

çingene escort

halkalı escort

diyarbakır escort

didim escort

istanbul escort

mardin escort

diyarbakır escort

masaj salonu

ankara escort

ofis escort

bursa escort

afyon escort

ofis escort

web tasarım

gaziantep escort

diyarbakır escort

muğla escort

masaj salonu

ofis escort

uşak escort

denizli web tasarım

diyarbakır escort

görükle escort

afyonkarahisar escort

ofis escort

buca escort

diyarbakır escort

marmaris escort

kayseri escort

düzce escort

ayvalık escort

çanakkale escort

ofis escort

avanos escort

nevşehir escort

antep escort

kuşadası escort

denizli web site

bodrum escort